Her gün ayrı bir ukalalık…

PUNK IPA

P

Avrupalı bira üreticilerinin genel tavır olarak muhafazakarlıktan prim yaptıklarını söyleyebiliriz. İşte yok “Bin altı yüz bilmem kaçtan beridir…”ler, yok “Hakiki, harbici en bi gerçek bira”lar falan. Sürekli ahşap desenli nostaljik ortamlar sürekli eskiye öykünen tripler. Belki de yerel biranın gurur meselesi olduğu yerlerde böyle şeyler olması doğaldır. Ancak mesele Bomonti olunca biraz özenti duruyor sanki.

Bu muhafazakarlık kültürüne tamamen zıt giden İskoç kökenli Brew Dog, bira dünyasının yaramaz çocuğu olarak bilinir. Punk IPA ise kendi ülkesinde bile yasaklanan üreticinin, bir nevi, alameti farikası.

“O IPA’lar var ya onlar çok fena abi.”

-Ergün Koçak

IPA ya da India Pale Ale ülkemiz için nispeten çok yeni ve çok yabancı bir bira türü. Aslında kökeninin October Ale adı verilen biralara dayandığı düşünülüyor. O dönem özellikle İngiltere’de kış aylarında alkol oranı yüksek biralar tercih ediliyor. Lakin bu biraların olgunlaşması en az altı ay sürdüğünden dönemin üreticileri Hindistan’a gidecek biraları daha olgunlaşmadan gemilere yüklüyorlar. Sonuçta fıçının altı ay mahzende durması ile altı ay gemide durması arasında pek bir fark olmayacağını zanneden bu cin fikirli gençler, biralar Hindistana vardığında hazır durumda olacakları için müşteriye taze bira vermiş olacaklarını düşünüyorlar.

Bildiğimiz Bira Değil

Ne var ki ortada tam bir “Evdeki hesap çarşıya uymaz” durumu var. Gemi, mahzen değil. Saçmasapan ısı değişiklikleri, anormal nem ve geminin sürekli sallanması gibi faktörler işin içine girince Hindistan’a varıldığında biralar mundar olmuş oluyor. Durumu anlayan üreticiler koruyucu madde olsun diye basıyorlar şerbetçi otunu biraya. Sonuçta ortaya çıkan ise alkol oranı yüksek ve alıştığımız biralardan daha acı, India Pale Ale ya da kısaca IPA.

IPA’lerin Amerika’da tekrar keşfedilmesi günümüzdeki anavatanlarını karıştırıyor biraz. Bu tarz biranın orijinali İngiliz olmasına karşın bugün anladığımız anlamda IPA’in daha ziyade Amerikan kökenli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Punk IPA de bu bağlamda İskoç olabilir ama malzemesi ve tadı açısından doğu sahilinden bir Amerikan IPA’i gibi.

Kişilik Testi Gibi Bira

San Francisco gibi batı sahilindeki şehirlerin nispeten yüksek alkollü IPA’lerine alışıksanız Punk IPA sizi kesmeyebilir. %5 ila %6 alkolü ile koyu bir altın rengine sahip bu asi biradan bir yudum alınca tahmin ettiğiniz kadar acı olmadığını farkedeceksiniz. Sebebi ise Punk IPA’in benzerlerine göre daha düşük alkol oranı ile daha aromalı bir karışım olması.

“Yeni başlayanlar için hiç de fena bir IPA değil”

-Daniel Klein

Gerçek bir doğu sahili IPA’i gibi Punk IPA’de de turunçgil benzeri tatlar var. Öyle açık açığa bir portakal tadı alamıyorsunuz ama hem ilk yudumda hem de sonrasında bir limonilik hep mevcut. Sevip sevmeyeceğiniz ise tamamen bir zevk ve renk meselesi. Genel olarak Türkiye’de alışık olduğumuz biralardan çok daha aromatik bir bira olduğunu söyleyebiliriz.

Punk IPA, pek çok ale gibi çok kocaman bir köpük bırakmıyor. Sıcak bir günde serinlemek için içilecek bir bira da değil. Ama olur da şöyle eğlenceli bir şey içmek isterseniz pişman olmayacağınız, oldukça başarılı, fakat saldırgan olmayan bir IPA.

Bir başka değişle hayatınızda hiç IPA içmediyseniz, bu tarz biraları sevip sevmeyeceğinizi anlamak için ideal bir bira.

“Bu ne be? İğrenç bir şey bu!”

-Aydın Bayraktar

Punk IPA içip de beğenmediyseniz IPA’ler size göre değil demektir. Daha önce IPA içip de Punk IPA beğenmediyseniz ise muhtemelen bu işe Amerika’da alıştınız; ya da tuhaf bir insansınız.

Öyle de kişilik testi gibi bira vallahi… Ben ilk içtiğimde uyuz olmuş sonra çok beğenmiştim. Demek ki fırıldak gibi adamım.

Yazar Hakkında

Yazan admin
Her gün ayrı bir ukalalık…

En Son Yazılar

En Son Yorumlar

Arşiv