Her gün ayrı bir ukalalık…

Dracula Bıyıklıdır

D

Dünyada insanların en çok okuduklarını iddia ettikleri ama gerçekte okumadıkları kitaplar listesi olsa Bram Stoker’ın 1897 tarihli korku klasiği Dracula herhalde zorlanmadan ilk beşe girer.

Dr. John Seward, Quincey Morris, Lord Godalming ve tabii ki Prof. Dr. Abraham van Helsing’in bilinmeyen bir sebepten Londra’ya gelen doğu Avrupa kökenli bir vampirle mücadelesini konu eden roman, günümüzde vampir deyince akla gelen pek çok şeyin de ilk kez dile getirildiği eserdir.

KONT VAMPİR

Orijinal ismi “Count Wampyr” olması planlanan romanın ismi yayım tarihinden çok kısa bir süre önce “Dracula” olarak değişmiştir. Bunun temel sebebi ise Bram Stoker’ın William Wilkinson tarafından yazılmış olan 1820 tarihli “An Account of the Principalities of Wallachia and Moldavia with Political Observations Relative to Them” isimli kitabına hayran kalmış olmasıdır. Eflak tarihinden bahseden bu eser sayesinde Kazıklı Voyvada diye bildiğimiz Vlad Tepes ile tanışan Stoker hikayesindeki ana karakterin geçmişini Kazıklı Voyvoda’ya dayandırmıştır.

Ancak günümüzde Dracula deyince gözümüzün önüne gelen vampir imajı Stoker’ın kitapta tarif ettiğinden çok farklıdır. Bunun da temel sebebi Dracula’nın sinema uyarlamalarıdır.

YAKIŞIKLI VAMPİR

Kayda değer ilk Dracula uyarlaması Friedrich Wilhelm Murnau’nun 1922 tarihli sessiz filmi “Nosferatu, eine Symphonie des Grauens” olsa da biz Dracula’yı asıl 1931 tarihli filmde Bela Lugosi tarafından canlandırıldığı haliyle hatırlarız.

 

Döneminde müthiş bir başarı elde eden film kendisinden sonra gelecek Dracula uyarlamaları için bir örnek teşkil etmiş, daha sonraki filmler aslında romanın değil bu filmin uyarlaması olmuşlardır.

Ne var ki 1931 tarihli bu Tod Browning filmi Hamilton Deane’in tiyatroya aktardığı hikayeyi çok ciddi bir şekilde değiştirmiş olan John Balderston’dan uyarlanmıştır. Dracula’nın bu halinde Lord Godalming ve Quincey Morris kayıplara karışmışken Mina Harker, Lucy Westenra ile Renfield ise Jonathan Harker ile birleştirilmiştir. Yani farklı olması doğaldır.

SARUMAN VAMPİR

Bir başka klasik Dracula ise elbette Christopher Lee’dir. Karakteri ilk kez 1958 tarihli Terence Fisher filmi Dracula’da canlandıran aktör öyle başarılı olmuştur ki birbirinden bağımsız Dracula filmlerinde bile ünlü vampiri canlandırmaya devam etmiştir.

Ancak acı gerçek şu ki her iki ünlü aktörün de tipi kitapta tarih edilen Dracula’ya hiç benzemez.

GERÇEK VAMPİR

Brian J Davis’in Bram Stoker’ın tasvirinden faydalanarak profesyonel bir robot resim yazılımı ile oluşturduğu bu resimde görmekte olduğunuz gibi yaşı ilerlemiş, saçlarda dökülme başlamış bir karakterle karşı karşıyayız. Esas Dracula’nın en dikkat çeken özelliği de haşmetli bıyıkları ve neredeyse ortada birleşen gür kaşları olsa.

Biraz düşününce karakterin doğu Avrupalı bir asilden esinlenerek yaratıldığını hatırlayıp bu tasviri normal karşılayabiliriz. Ama kafamızdak karizmatik ve yakışıklı vampir imajı ile hiç uymayan bir resim elbette.

Ne yapalım. Sonuçta bir dönem bıyık da modaydı…

Yazar Hakkında

Yazan admin
Her gün ayrı bir ukalalık…

En Son Yazılar

En Son Yorumlar

Arşiv